
Otizm Genel Özellikleri ve Terapi Tedavi yaklaşımları
🌐Bireyin sosyal etkileşimlerini, iletişim becerilerini ve davranış kalıplarını etkileyen geniş bir nörogelişimsel bozukluk grubudur.
🌐OSB'nin özellikleri, hafif sosyal bozukluklardan ciddi iletişim ve davranış sorunlarına kadar
bireyler arasında önemli ölçüde farklılık gösterir ve bu çeşitlilik " spektrum " teriminin
kullanımını yansıtır.
🌐OSB'nin kesin nedenleri tam olarak bilinmese de araştırmalar hem genetik hem de çevresel faktörlerin gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir
🌐Sosyal etkileşimde güçlükler
🌐OSB'li bireyler genellikle sosyal etkileşimlerde önemli güçlükler sergilerler.
🌐Bu zorluklar arasında başkalarının duygularını ve niyetlerini anlama, göz temasını ve yüz
ifadelerini sürdürme ve sosyal normlara ve beklentilere uyum sağlama güçlükleri yer alabilir.
🌐OSB'li bireyler arkadaşlık kurma ve sürdürme konusunda zorluklar yaşayabilir, sosyal
etkileşimlerin iki yönlü doğasını anlayamayabilir veya ilgi alanlarını ve faaliyetlerini paylaşmaktan rahatsızlık duyabilirler
🌐OSB'li bireyler genellikle tekrarlayan davranış kalıpları ve sınırlı ilgi alanları sergiler.
🌐Bunlar arasında belirli konulara veya faaliyetlere güçlü bir bağlılık, tekrarlayan vücut hareketleri (örneğin sallanma, el çırpma) ve günlük rutinlere aşırı bağlılık sayılabilir.
🌐Bu tekrarlayan davranışlar bazen kendini yatıştırmanın bir yolu olarak veya aksi takdirde öngörülemez ve ezici hissettikleri bir ortamı kontrol etme girişimi olarak görülür.
🌐OSB'nin bir diğer temel özelliğidir.
🌐Bu durum, ilk kelimelerin veya basit cümlelerin söylenmesindeki gecikmeler de dahil olmak üzere dil gelişimindeki gecikmelerle kendini gösterebilir.
🌐OSB'li bazı bireyler iletişim kurmak için dili hiç kullanmayabilir.
🌐Normal dil becerilerine sahip OSB'li bireyler arasında bile, düşüncelerini, duygularını veya ihtiyaçlarını iletmek için konuşmalarda dili kullanmakta zorluk çekebilirler.
🌐Ayrıca, beden dili ve yüz ifadelerinin anlaşılması ve kullanılması gibi sözel olmayan iletişim de etkilenebilir
🌐OSB'li birçok birey duyusal işlemede anormalliklere sahiptir ve ses, ışık, dokunma, tat veya kokuya karşı çok güçlü veya gecikmiş tepkiler verebilir.
🌐Örneğin, OSB'li bazı bireyler günlük ortamlarındaki arka plan seslerini alışılmadık derecede sert bulabilir veya ağrı veya diğer bedensel hisleri fark etmeyebilirler.
🌐Göz temasından kaçınır veya göz teması kurmaz
🌐9 aylıkken ismine tepki vermiyorsa
🌐9 aylıkken mutlu, üzgün, kızgın ve şaşırmış gibi yüz ifadeleri göstermiyorsa
🌐12 aylıkken basit etkileşimli oyunları oynamıyorsa
🌐12 aylık olduğunda çok az veya hiç jest kullanmıyor (örneğin, el sallamıyor)
🌐15 aylık olduğunda ilgi alanlarını başkalarıyla paylaşmıyorsa (örneğin, beğendiği bir nesneyi size gösteriyorsa)
🌐18 aylıkken size ilginç bir şey göstermek için işaret etmiyor
🌐24 aylık (2 yaş) olduğunda başkalarının incindiğini veya üzüldüğünü fark etmez
🌐36 aylık (3 yaş) yaşına geldiğinde diğer çocukları fark etmez ve onlarla oyun oynamaz
🌐48 aylık (4 yaş) yaşına kadar oyun oynarken öğretmen veya süper kahraman gibi başka bir şeymiş gibi davranmaz
🌐60 aylık (5 yaş) yaşına geldiğinde sizin için şarkı söylemiyor, dans etmiyor veya oyunculuk yapmıyorsa
🌐Oyuncakları veya diğer nesneleri sıraya koyar ve sıra değiştiğinde sinirlenir
🌐Kelimeleri veya ifadeleri tekrar tekrar tekrarlar (ekolali olarak adlandırılır)
🌐Oyuncaklarla her zaman aynı şekilde oynar
🌐Nesnelerin parçalarına (örneğin tekerlekler) odaklanmıştır
🌐Küçük değişikliklerden dolayı üzülür
🌐Takıntılı ilgi alanları var
🌐Belirli rutinleri takip etmek gerekir
🌐Ellerini çırpar, vücudunu sallar veya kendini daireler çizerek döndürür
🌐Şeylerin sesine, kokusuna, tadına, görünümüne veya hissine karşı alışılmadık tepkiler verir
🌐Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, OSB'nin çocuklar arasındaki ortalama prevalansı küresel olarak yaklaşık %1'dir.
🌐Ancak bu oran bölgeler ve ülkeler arasında önemli farklılıklar göstermektedir.
🌐Örneğin, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), ABD'de 8 yaşındaki çocuklar arasında OSB prevalansının 1'e 54 olduğunu bildirmektedir.
🌐OSB, yaklaşık 4:1 oranında, erkeklerde kadınlara göre önemli ölçüde daha yaygındır.
🌐Bu cinsiyet farklılığı, genetik yatkınlıktaki farklılıkları ve/veya tanı sürecindeki cinsiyet yanlılığını yansıtabilir.
🌐Erken tanı, OSB'li çocukların gelişimsel sonuçlarını iyileştirmenin anahtarıdır.
🌐Buna rağmen, birçok çocuk 3 yaşına kadar teşhis edilememektedir.
🌐CDC, çoğu çocuğun OSB açısından ilk olarak 4 yaşına kadar değerlendirildiğini, ancak tanının daha sonra da konulabildiğini bildirmektedir.
🌐Araştırmalar OSB'nin yüksek oranda kalıtsal olduğunu, ancak birden fazla genetik varyantın hastalık riskiyle ilişkili olduğunu ve çevresel faktörlerin de rol oynadığını göstermektedir.
🌐Örneğin, erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde OSB riski artmaktadır.
🌐Sosyoekonomik faktörler OSB teşhisini ve tedaviye erişimi etkilemektedir.
🌐Düşük sosyoekonomik statüye sahip aileler, erken müdahale hizmetlerine erişimin önündeki engeller vb. dahil olmak üzere daha büyük zorluklarla karşılaşabilir.
🌐OSB küresel bir halk sağlığı sorunudur ve görülme sıklığı, tanı konma süresi ve tedavisi erişim birden fazla faktör tarafından etkilenmektedir.
🌐İsviçreli psikiyatrist Eugen Bleuler otizm terimini ilk kez 1908 yılında bebeklerde şiddetli şizofreni, halüsinasyonlar ve bilinçsiz fantezi ile ilişkili semptomları tanımlamak için kullanmıştır.
🌐O zamandan bu yana, otizmin sınıflandırılması, teşhisi ve anlamı kökten değişmiştir.
🌐OSB kavramı ilk kez 1940'larda Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner tarafından aşırı derecede kendini soyutlama ve çevreye karşı tepkisizlik sergileyen bir grup çocuğun tanımlanmasıyla net bir şekilde ortaya konulmuştur.
🌐Neredeyse eş zamanlı olarak, Avusturyalı çocuk psikoloğu Hans Asperger, Asperger Sendromu olarak bilinen bir durumu benzer ancak daha yüksek düzeyde bir işlevsellikle tanımladı.
🌐Bu iki bağımsız çalışma, OSB'nin modern anlayışının temelini atmıştır.
🌐İlk birkaç on yıl boyunca OSB son derece nadir görülmüş ve sıklıkla şizofreni ile karıştırılmıştır.
🌐1940'lar ve 1980'ler arasında OSB, dil gelişiminde anormallikler, ritüelistik ve kompulsif davranışların sergilenmesi ve kişiler arası ilişkilerde bozulma olarak tanımlanmıştır.
🌐1970'lerde, bebeklik dönemindeki duyusal eksiklikler otistik çocuklarda fark edilmiş ve OSB'nin tanımlayıcı bir özelliği haline gelmiştir.
🌐1980 yılında, Amerikan Psikiyatri Birliği'nin (APA) Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı'nın (DSM-III) 3. baskısı, otizmi yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB) tanı kategorisi içinde bir alt grup olarak listeleyerek sosyal iletişim eksikliklerinin daha geniş bir spektrumu olduğu görüşünü ortaya koymuştur.
🌐OSB'nin derinlemesine anlaşılmaması nedeniyle, erken tanı kriterleri belirsizdi ve tedavi büyük ölçüde davranışsal müdahaleler ve psikoterapi ile sınırlıydı.
🌐Zamanla, araştırmacılar OSB'nin genetik ve nörobiyolojik temellerine daha fazla dikkat etmeye başlamış, böylece bu karmaşık durumun daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunmuşlardır.
🌐1990'lardan bu yana, tanı kriterleri yeniden düzenlenmeye devam ettikçe ve toplumsal farkındalık arttıkça OSB tanısı önemli ölçüde artmıştır.
🌐Adını ilk kez 1944 yılında semptomatolojisini tanımlayan Hans Asperger'den alan bir OSB olan Asperger sendromu, terimi 1976 yılında ortaya atan psikiyatrist Lorna Wing'in çalışmaları sayesinde OSB literatüründe önem kazanmıştır.
🌐Wing, 1981 yılında otizmin iletişim, hayal gücü ve sosyal etkileşim bozuklukları da dahil olmak üzere ortak özellikleri paylaşan daha geniş bir koşul grubunun parçası olduğunu öne sürmüştür.
🌐Asperger sendromu nihayetinde 1994 yılında DSM-IV'e dahil edilmiştir
🌐1980'lerin ortalarından sonlarına doğru Simon Baron-Cohen, Uta Frith ve Alan Leslie'nin çalışmaları, otistik çocukların sosyal etkileşimin temel bir bileşeni olan zihinsel durumları başkalarına ve kendimize atfetme yeteneği olan “zihin teorisinden” yoksun olduğu hipotezine yol açmıştır.
🌐1990 yılında otizm ilk kez bir engellilik olarak sınıflandırılmıştır.
🌐Günümüze gelindiğinde, çeşitli YGB'leri tanımlama ve ayırt etmedeki zorluk nedeniyle, DSM-5 ve Uluslararası Hastalık Sınıflandırması 11. revizyonu 'OSB'yi genel bir terim olarak kullanmakta ve bireyleri klinik belirleyiciler ve değiştiriciler kullanarak ayırt etmektedir.
🌐Günümüzde OSB, herkes için olmasa da çoğu kişi için yaşam boyu destek gerektiren yaygın bir durum olarak kabul edilmektedir.
🌐OSB için araştırma paradigması yirminci yüzyılın ortalarından bu yana dikkate değer bir evrim geçirmiştir; bu süreç OSB anlayışının derinleşmesinin yanı sıra bilimsel araştırma yöntemlerindeki ilerlemeleri de yansıtmaktadır.
🌐OSB araştırmalarının davranışsal gözlemlere ve psikanalize odaklandığı ilk dönemlerde, OSB genellikle ilgisiz bir anneden kaynaklanan duygusal bir bozukluk olarak görülmekteydi.
🌐Bu dönemde OSB anlayışı nispeten sınırlıydı ve tedaviler öncelikle psikoterapi ve davranış modifikasyonuna odaklanıyordu.
🌐Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, genetik ve sinirbilimdeki ilerlemelerle birlikte araştırmacılar OSB'nin biyolojik temellerini keşfetmeye başlamıştır.
🌐Bu, psikososyal bir modelden biyomedikal bir modele geçişi işaret ediyordu ve araştırmanın odağı yavaş yavaş genetik faktörlere ve beyin yapısı ve işlevindeki anormalliklere kaydı.
🌐Çok sayıda aile ve ikiz çalışmasıyla bilim insanları OSB'nin yüksek bir genetik yatkınlığa sahip olduğunu bulmuş, nörogörüntüleme çalışmaları ise OSB hastalarında beyin gelişiminin özgünlüğünü ortaya koymuştur.
🌐Yirmi birinci yüzyılda, biyoinformatik ve yüksek verimli gen dizileme teknolojisinin uygulanmasıyla OSB çalışmaları yeni bir aşamaya girmiştir.
🌐Araştırmacılar sadece OSB ile ilişkili spesifik genetik varyantları tanımlamakla kalmamış, aynı zamanda çevresel faktörler ve genetik yatkınlık arasındaki etkileşimi de keşfetmeye başlamışlardır.
🌐Buna ek olarak, sinirbilim, genetik, psikoloji ve hesaplamalı modellemeyi birleştirmek gibi disiplinler arası araştırma yaklaşımlarının benimsenmesi, OSB'nin karmaşıklığını anlamak için yeni perspektifler sağlamıştır.
🌐Son zamanlarda, her bir hastanın genetik geçmişine ve semptom profiline dayalı olarak özelleştirilmiş müdahale programları geliştirmeyi amaçlayan hassas tıp ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejileri kavramları OSB çalışmalarına dahil edilmiştir.
🌐Teknolojideki ilerlemeler ve gelişmiş veri analizi yöntemleriyle, OSB üzerine gelecekte yapılacak araştırmaların patolojik mekanizmaları hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkarması ve OSB'li hastalar için daha etkili destek ve tedavi sağlaması beklenmektedir.
🌐2010 yılında, otizmin yaygınlığının 132 kişide 1 (1.000'de 7,6) olduğu ve dünya çapında yaklaşık 52 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilmekteydi.
🌐Ancak tahminler, kullanılan tanı yöntemlerine ve çalışmalarda benimsenen OSB tanımına bağlı olarak değişebilmektedir.
🌐ABD'de 2016 yılında her 54 çocuktan 1'ine OSB tanısı konulduğu tahmin edilmektedir.
🌐Genel olarak, OSB'nin cinsel dimorfizmine dair epidemiyolojik kanıtlar olduğu görülmektedir.
🌐OSB erkeklerde kadınlara göre 3:1 oranında daha yaygındır ve bu oran 2:1 ile 5:1 arasında değişmektedir.
🌐Bununla birlikte, kadınlara erkeklere kıyasla daha geç OSB tanısı konduğu ya da hiç konmadığı öne sürülmüştür.
🌐Biyolojik belirleyiciler, kadınların daha iyi adaptasyon/telafi edici davranışlara sahip olup olmadıklarını veya tanısal önyargıların bir rol oynayıp oynamadığını çözmek için araştırılmaktadır.
🌐Farklı kalitede çok sayıda tanı kılavuzu mevcuttur.
🌐OSB tanısının temel özellikleri, yapılandırılmamış ve yapılandırılmış değerlendirme faaliyetleri sırasında çocuğun ebeveynleriyle ve çocuğun tanımadığı bir bireyle olan ilişkisinin ve alışverişinin gözlemlenmesini ve çocuğun gelişiminin ayrıntılı bir öyküsünü içerir.
🌐OSB tanısı her yaşta konulabilir ancak en sık olarak çocukluğun erken dönemlerinde ortaya çıkar.
🌐Evrensel bir tarama aracı olmamasına rağmen, İspanya ve İrlanda gibi Avrupa'nın çeşitli ülkelerindeki halk sağlığı sistemleri, M-CHAT (Modified Checklist for Autism in Toddlers) ve benzeri araçları kullanarak OSB'li küçük çocukları (~ 18-30 ay) tespit etmek için programlar uygulamaktadır.
🌐Bu tarama yöntemlerinin hassasiyeti, OSB'li çocukların çoğunu ebeveynleri gelişim geriliği bildirmeden önce tespit edemedikleri için sorgulanmaktadır.
🌐Tutarsızlıklar bir yana, OSB'yi erken yaşta teşhis etmek için, çoğu daha önce OSB tanısı konmuş bir aile üyesi gibi yüksek riskli bireylere odaklanan birkaç standart tarama aracı mevcuttur.
🌐Bunlar arasında 20 dakikalık bir gözlem olan Yeni Yürümeye Başlayan ve Küçük Çocuklarda Otizm Tarama Aracı (STAT™) yer almaktadır.
🌐Daha uzun ve yaygın olarak araştırılan Otizm Tanısal Gözlem Çizelgesi (ADOS™), 12 aydan yetişkinliğe kadar OSB tanısı koymak için bir profesyonel veya klinisyen tarafından yürütülen 45 dakikalık bir gözlemdir.
🌐Birleşik Krallık'ta Sosyal İletişim Bozuklukları için Tanı Aracı (DISCO) ve Otizm Tanı Görüşmesi-Gözden Geçirilmiş (ADI-R) gibi araştırmaya uygun tarama araçları da mevcuttur.
🌐Sosyal Duyarlılık Ölçeği (SRS), Sosyal İletişim Anketi (SCQ) ve Çocukluk Otizmi Derecelendirme Ölçeği (CARS) gibi diğer tarama araçları, bir çocuğun OSB semptomlarını değerlendirmek için kullanılabilir.
🌐OSB'yi taramak ve teşhis etmek için birçok araç mevcut olsa da, günümüzde kullanılan önde gelen otizm teşhis araçlarından ikisi DSM-5 ve M-CHAT'tir (Yeni Yürümeye Başlayan Çocuklarda Otizm için Değiştirilmiş Kontrol Listesi).
🌐DSM-5, 2013 yılından bu yana tüm dünyada OSB için bir tanı aracı olarak kullanılmaktadır.
🌐DSM-5'e göre, bir çocuğa OSB tanısı konulabilmesi için şu üç sosyal iletişim ve etkileşim alanında kalıcı eksiklikler olması gerekmektedir:
(i) sosyal-duygusal karşılıklılık;
(ii) ilişki geliştirme, anlama ve sürdürme; ve
(iii) sözel olmayan iletişim.
🌐Ek olarak, aşağıdaki dört davranıştan en az ikisi mevcut olmalıdır:
(i) rutindeki değişikliklere karşı esnek olmama;
(ii) odaklanma veya yoğunluk açısından anormal olabilen kısıtlayıcı veya sabitlenmiş ilgi alanları;
(iii) duyusal girdiye yanıt olarak hipo veya hiperaktivite veya çevrenin duyusal yönleriyle anormal sabitlenme; ve
(iv) tekrarlayan hareketler, konuşma veya eşyaların kullanımı.
🌐Semptomlar gelişimin erken dönemlerinde mevcut olmalı (bazı durumlarda semptomlar erken aşamalarda maskelenebilir ve daha sonra yaygınlaşabilir) ve klinik olarak anlamlı işlev bozukluğuna neden olmalıdır.
🌐Son olarak, belirtiler diğer zihinsel engellilik nedenleri veya gelişimsel sorunlarla daha iyi açıklanamıyorsa OSB'den şüphelenilebilir.
🌐DSM-5, OSB'yi artık Asperger sendromunu da içeren bir spektrum olarak sınıflandırması bakımından benzersizdir.
🌐DSM-5 ayrıca erken semptom başlangıcının ortaya çıkabileceğini veya OSB belirtilerinin yaşamın erken dönemlerinde izlenenlerde bile çocukluğun ilerleyen dönemlerine ve hatta yetişkinliğe kadar fark edilmeyebileceğini kabul etmektedir.
🌐Ayrıca, tekrarlayıcı ve kısıtlayıcı tanılar alanı altında, duyum arama davranışı ve hipo-duyusal ve hiper-duyusal tepkisellik, önceki yinelemelerin aksine artık DSM-5'e dahil edilmiştir.
🌐DSM-5 ayrıca aşağıdakilere de izin vermektedir
🌐OSB ve DEHB (OSB bireylerin %28'inde DEHB vardır) veya psikiyatrik bozukluklar (örn. anksiyete, depresyon, saldırganlık) ya da genetik bozukluklar (örn. Fragil X sendromu) gibi diğer komorbiditelerin ikili tanıları.
🌐Sonuç olarak, DSM-5 OSB tanısında uluslararası alanda en güvenilir tanı araçlarından biridir.
🌐DSM-5 aynı zamanda ABD'deki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü Kılavuzu ve Yeni Zelanda'nın Otizm Spektrum Bozukluğu Kılavuzları tarafından da kullanılmaktadır.
🌐Daha az hassas olan Yeni Yürümeye Başlayan Çocuklarda Otizm Kontrol Listesi'nden (CHAT) türetilen M-CHAT ve daha az yaygın olan İletişim ve Sembolik Davranış Ölçekleri (CSBS), düşük maliyetleri ve erişilebilirlik nedeniyle ebeveynler ve hatta profesyoneller arasında yaygınlaşmıştır.
🌐M-CHAT güvenilirdir ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde bağımsız olarak değerlendirilmiştir.
🌐M-CHAT uluslararası olarak birkaç farklı dilde mevcuttur ve artık tablet cihazlar aracılığıyla elektronik olarak da erişilebilmektedir M-CHAT, 16 ila 30 aylık çocukları taramak için tasarlanmıştır.
🌐Çeşitli gelişim alanlarını kapsayan 23 'evet/hayır' maddesi içerir ve ebeveyn anketlerini netleştirmek ve yanlış pozitif olasılığını azaltmak için ebeveynlerle yapılan bir görüşmeyi kapsar.
🌐Bu kontrol listesi, bir uzmanın gözlemlerinden ziyade ebeveynin çocuğun davranış ve becerilerine ilişkin raporuna dayanmaktadır.
🌐2009 yılından bu yana, M-CHAT - takip ile revize edilmiştir.
🌐(M-CHAT-R/F) onaylanmıştır ve yaygın olarak kullanılmaktadır.
🌐M-CHAT-R/F) şu anda 20 'evet/hayır' maddesinden oluşmakta, klinisyen gibi bir profesyonelin gözden geçirmesi için bir bileşen içermekte ve yalnızca orta derecede OSB riski taşıdığı düşünülen kişiler için bir takip görüşmesi gerekmektedir.
Genetik testler
🌐OSB için genetik test, bir bireyin DNA'sındaki genetik varyantları analiz ederek OSB ile ilişkili riskleri belirleme yöntemidir.
🌐Bu test, bilimsel araştırmalarla OSB gelişimiyle ilişkilendirilen belirli genetik varyantları arar.
🌐OSB'nin genetik arka planı, birden fazla gen ve genlerin çevresel faktörlerle etkileşimini içeren son derece karmaşık olmasına rağmen, belirli genlerdeki varyantların OSB riski üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
🌐Örneğin, SHANK3 genindeki varyantlar Phelan-McDermid sendromu ile ilişkilidir ve bu sendroma sahip hastalar genellikle OSB özellikleri gösterir.
🌐FMR1 genindeki varyantlar, OSB ile ilişkili olduğu bilinen en yaygın tek genli OSB nedeni olan Frajil X sendromundan sorumludur.
🌐MECP2 genindeki mutasyonlar Rett sendromu ile ilişkilendirilmiştir ve Rett sendromlu hastalar sıklıkla OSB durumu sergilemektedir.
🌐Ayrıca, NRXN1 ve NLGN3/4 genlerindeki varyantların OSB riskini artırdığı bulunmuştur.
🌐Genetik testler daha kesin tanı bilgileri sağlamaya yardımcı olabilir ve nedeni bilinmeyen OSB vakalarında altta yatan genetik nedeni bile ortaya çıkarabilir.
🌐Bu sadece OSB'nin genetik mekanizmalarının anlaşılmasına yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda hastalar ve aileler için daha hedefe yönelik müdahale ve destek stratejileri sağlayacaktır.
🌐OSB çalışmasında nörogörüntüleme teknikleri, beyin yapısı ve işlevindeki değişiklikleri keşfetmek için invazif olmayan bir yol sağlayarak bilim insanlarının OSB'nin biyolojik temelini daha iyi anlamalarına yardımcı olur.
🌐Bu teknikler arasında fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI), yapısal manyetik rezonans görüntüleme (sMRI), difüzyon tensör görüntüleme (DTI) ve pozitron emisyon tomografisi (PET) bulunmaktadır.
🌐Bu nörogörüntüleme teknikleri sayesinde araştırmacılar OSB'li bireylerde beynin belirli bölge ve ağlarındaki yapısal ve işlevsel farklılıkları gözlemleyebilmektedir.
🌐Örneğin, fMRI, belirli görevleri yerine getirirken beyin aktivitesi modellerini ortaya çıkarabilir ve OSB'li bireylerde sosyal, dil ve bilişsel işlevlerdeki bozuklukları anlamaya yardımcı olabilir.
🌐dTI, beynin beyaz maddesinin mikro yapısına odaklanarak sinir lifi demetlerinin bağlantılarını ortaya çıkarır ve bu da OSB'deki sinirsel bağlantı sorunlarını incelemeye yardımcı olabilir.
🌐Son zamanlarda, OSB için erken tarama alanı, taramanın doğruluğunu ve rahatlığını artırmak için tasarlanmış bir dizi yenilikçi tekniğin uygulanmasına tanık olmuştur.
🌐Dikkate değer yeni yaklaşımlardan biri, çocukların davranışsal videolarını ve biyobelirteçlerini analiz etmek için yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi tekniklerinin kullanılmasıdır.
🌐Bu teknolojiler, OSB ile ilişkili belirli davranış kalıplarını ve fizyolojik sinyalleri tanımak için algoritmaları eğiterek, doktorların ve araştırmacıların potansiyel OSB semptomlarını daha erken tespit etmelerine yardımcı olabilir [41].
🌐Bir başka inovasyon alanı da, resim veya video izlerken göz hareketlerini analiz ederek çocukların sosyal ve bilişsel gelişimini değerlendiren göz izleme teknolojisidir.
🌐Çalışmalar, OSB'li çocukların sosyal sahneleri izlerken göz hareketi modellerinin tipik olarak gelişmekte olan çocuklardan farklı olduğunu ve erken tarama için invazif olmayan bir pencere sağladığını göstermiştir.
🌐Bu son teknolojilerin uygulanması sadece erken taramanın verimliliğini ve erişilebilirliğini artırmakla kalmaz, aynı zamanda OSB'deki karmaşıklığı ve bireysel farklılıkları anlamak için yeni perspektifler sağlar.
Genetik faktörler
Monogenik genetik vakalar
🌐OSB'nin etiyolojisi, genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşimini içeren çok faktörlüdür.
🌐Çoğu OSB vakasının poligenik etkileşimlerin sonucu olduğu düşünülse de, tek bir gendeki varyasyonlarla doğrudan ilişkili olan bazı vakalar vardır ve bunlar monogenik genetik vakalar olarak adlandırılır.
🌐Monogenik genetik vakalar, tüm OSB vakalarının nispeten küçük bir oranını temsil etmelerine rağmen, OSB'nin genetik temelini anlamak için önemli bir pencere sağlar . Frajil X sendromu, tüberoskleroz, 15q11-q13 duplikasyon sendromu ve Rett sendromu gibi bir dizi spesifik genetik sendromun daha yüksek OSB riski ile ilişkili olduğu bulunmuştur.
🌐Bu monogenik genetik vakaların keşfi sadece OSB'nin genetik mekanizmalarının anlaşılması için değil, aynı zamanda spesifik genetik varyantları hedef alan girişimsel ve terapötik stratejilerin geliştirilmesi için de potansiyel olarak değerlidir.
🌐Bununla birlikte, bu vakalarda bile, genetik varyantların ifadesi bir dereceye kadar heterojenlik göstermiştir, bu da monogenik genetik vakalarda bile fenotipik özelliklerin ve klinik belirtilerin çeşitliliğinin diğer genetik ve çevresel faktörlerden etkilenebileceğini düşündürmektedir.
🌐Bu nedenle, bu koşulların derinlemesine incelenmesi yalnızca OSB'nin genetik temeline ilişkin anlayışımızı geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda daha kişiselleştirilmiş terapötik stratejilerin geliştirilmesi için ipuçları sağlayacaktır.
🌐OSB'nin gelişimi, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşiminin bir sonucu olarak yaygın bir şekilde kabul edilmektedir ve poligenik etkileşimler hastalığın genetik arka planında merkezi bir konuma sahiptir.
🌐Monogenik vakaların aksine, poligenik etkileşimler, OSB riskini birlikte artıran birden fazla gendeki varyantları veya polimorfizmleri içerir.
🌐Bu genetik varyantlar her bireyde daha küçük bir etkiye katkıda bulunabilir, ancak birlikte hareket ettiklerinde OSB gelişme olasılığını önemli ölçüde artırabilirler.
🌐Mevcut araştırmalar, tek bir genin tüm OSB vakalarını açıklayamayacağını göstermektedir. Bunun yerine, OSB riskinin artmasıyla ilişkili yüzlerce genetik lokus tespit edilmiştir.
🌐Bu genler genellikle beyin gelişimi, nöronal sinyalizasyon ve hücreler arası iletişim gibi kilit süreçlerde yer almaktadır ve OSB'nin beyin fonksiyonu ve yapısının kapsamlı bir şekilde düzenlenmesini içerdiğini düşündürmektedir.
Anne Maruziyeti
🌐Hamilelik sırasında maruz kalma, annenin fetal gelişim sırasında çocuğun gelecekte OSB geliştirme riskini artırabilecek belirli çevresel faktörlere veya maddelere maruz kalması anlamına gelir.
🌐Bu maruziyetler arasında belirli reçeteli ilaçlar (örn. nöbet önleyici ilaçlar ve opioidler), çevresel kirleticiler (örn. ağır metaller ve hava kirleticiler), enfeksiyonlar (örn. kızamıkçık ve grip virüsleri) ve kötü beslenme veya belirli besin maddelerindeki eksiklikler (örn. folik asit) yer almaktadır.
🌐Bu faktörler fetal beyin gelişimini ve sinir sisteminin olgunlaşma sürecini etkileyerek OSB riskini artırabilir.
🌐Hamilelik sırasında maruz kalmanın etkilerinin anlaşılması, OSB'lerin görülme sıklığını azaltmak için önleyici tedbirler alınmasına yardımcı olabilir
🌐OSB'nin erken gelişim aşamaları, genetik yatkınlık, çevresel maruziyetler ve erken yaşam deneyimlerini içeren çeşitli faktörlerden etkilenir.
🌐Bir çocuğun erken gelişimi sırasında, beyin hızlı bir büyüme ve sinir ağlarının oluşumunu tecrübe eder.
🌐Bu kritik dönemdeki herhangi bir aksaklık, beyin yapısı ve işlevinin düzgün gelişimini engelleyerek OSB riskini artırabilir.
🌐Örneğin, çok erken sosyal etkileşim eksikliği, gecikmiş dil gelişimi veya anormal duyusal işleme OSB'nin erken belirtileri olabilir.
🌐Bu gelişimsel anormallikler, beynin sinir sisteminde bilgi işleme, bağlantı kurma ve çevresel değişikliklere uyum sağlama konusundaki zorlukları yansıtır.
🌐OSB'li çocuklarda optimal gelişimi desteklemek için erken teşhis ve müdahale şarttır.
🌐OSB'nin tedavi edilip edilemeyeceği veya ne ölçüde tedavi edilmesi gerektiği, özellikle de OSB'li çocuklar arasındaki belirgin heterojenlik (farklılık) göz önüne alındığında, tartışmalı bir konudur.
🌐OSB'li çocukların yetenek ve becerilerini ve yaşam kalitelerini iyileştirmek için birçok yaklaşım mevcuttur.
🌐Şiddet ve komorbiditelere bağlı olarak, birçok tedavi yaklaşımı mevcuttur, ancak bu yaklaşımlardan yalnızca birkaçı kanıtlanmış faydaları olan 'kanıta dayalı' olarak kabul edilmektedir .
🌐Eğitimsel ve davranışsal müdahaleler iletişim, sosyal beceriler, oyun, günlük yaşam yeterlilikleri, akademik beceriler ve uygunsuz davranışların ele alınmasında merkezi bir rol oynamaktadır.
🌐Otistik bireylerin çeşitli semptomları ve işlevsellik düzeyleri, bireyselleştirilmiş tedaviler gerektirir.
🌐Mümkün olan en kısa sürede, tanı konulduktan hemen sonra ve hatta şüpheli tanı durumunda terapi sağlamanın önemi konusunda fikir birliği vardır.
🌐Ebeveynlerin, kardeşlerin ve akranların katılımı ve eğitimi de önemlidir.
🌐Uygulamalı Davranış Analizi (ABA) yaygın olarak kullanılan kanıta dayalı yaklaşımlardan biridir.
🌐ABA müdahaleleri, hedef davranışın yeniden koşullandırılması ilkesi altında çalışır.
🌐Ana ilke, belirli becerileri veya etkinlikleri küçük öğelere ayırmak ve bunları pekiştirme yoluyla aşamalı ve sistematik bir şekilde öğretmektir.
🌐Dil, IQ ve akademik becerilerde önemli gelişmeler göstermiştir.
🌐Ayrık Deneme Eğitimi (DTT), Erken Yoğun Davranışsal Müdahaleler (EIBI), Pivotal Tepki Eğitimi (PRT) ve Sözel Davranışsal Müdahale (VBI) ABA müdahalesinin farklı türleridir.
🌐DTT okul öncesi (3-5 yaş) bireyler içindir ve sınıf ortamında yürütülür (69). Öğrenme çıktılarını parçalara ayırır ve basitleştirmek için talimatlar ve beceri öğretimini kapsayan 5 bölümden oluşan denemeler kullanır.
🌐Bu bölümler, istenen bir tepkiyi öğretmek için ipucu, yanıt, sonuçlar ve denemeler arası aralıkları içerir.
🌐EIBI, üç yaşından küçük çocuklarda erken teşhis için kullanılır.
🌐VBI dil ve konuşmayı hedefleyen protokoller ile çeşitli becerileri içerir.
🌐ABA ve DDT, belirli davranışları hedef aldığı ancak bu davranışların altında yatan içsel motivasyonları hedef almadığı ve adaptif davranış ve sosyalleşme konusunda orta düzeyde etkili olduğu için eleştirilmektedir.
🌐Koegel ve arkadaşları bu kısıtlamaların bazılarını telafi etmek için daha doğal bir yaklaşım geliştirmiştir: Pivotal Response Treatment (PRT).
🌐ABA oldukça yapılandırılmış ve bir terapist tarafından yönetilirken, PRT oyun temelli ve çocuk tarafından başlatılan faaliyetler yoluyla motivasyon, öz yönetim ve sosyal etkileşimde inisiyatif gibi temel alanları (bireysel davranıştan ziyade) hedefler.
🌐Amaç, sosyal, iletişim ve oyun becerilerinde gelişmelere yol açması beklenen temel davranışlarda olumlu bir değişiklik yaratmaktır.
🌐Genellikle yapılandırılmış ortamlarda ABA veya DTT yaklaşımlarını tamamlamak için kullanılan PRT, doğal ortamlarda sunulmaktadır.
🌐TEACCH (Treatment and Education of Autistic and related Communication- Handicapped Children) erken müdahale için ABA ile birlikte yaygın olarak kullanılmaktadır.
🌐Bu çerçeve 70'li yıllarda Scholper ve meslektaşları tarafından geliştirilmiştir.
🌐Mesleki, sosyal ve yaşam becerilerinin geliştirilmesini hedefler ve bu becerileri, öğrenme rutinlerinin oluşturulmasını desteklemek için genellikle görsel ipuçlarıyla (örneğin, bireyselleştirilmiş görsel programlar) ilişkilendirilen bir dizi etkinliğin tahmin edilebilir şekilde düzenlendiği yapılandırılmış bir ortamda öğretir
🌐Gelişimsel modeller, duygusal ilişki ve düzenleme, sosyal iletişim ve çeşitli bilişsel yetenekler gibi bir çocuğun gelişimi için gerekli becerilerin öğretilmesine odaklanır.
🌐Bu modeller genellikle bir çocuğun sosyal tepkilerinin klinik gözlemini, çocuğun gelişimsel geçmişinin gözden geçirilmesini ve çocuğun tedavilere verdiği yanıtın değerlendirilmesini ve bazı durumlarda biyomedikal değerlendirmeyi (örn. genetik) içerir.
🌐Şu anda olumlu sonuçlar veren birkaç gelişimsel model mevcuttur: Denver Modeli, Erken Başlangıç Denver Modeli (ESDM), gelişimsel bireysel farklılık (DIR), İlişki gelişimsel müdahalesi (RDI) ve Duyarlı Öğretim (RT).
🌐Denver modeli, ilk olarak Rogers ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve üzerinde en çok çalışılan gelişimsel modellerden biridir.
🌐Terapistler, özellikle taklit, duyguları anlama ve paylaşma, zihin teorisi ve sosyal algı düzeyindeki eksik alanlara odaklanır, ancak normal gelişim gösteren çocukların gelişimsel sırasını takip eder.
🌐Müdahaleler, çocuklar ve yetişkinler arasında sıcak bir ortam ve olumlu bir ilişki yaratmayı amaçlar.
🌐Öğretim çoğunlukla ebeveynlerin eş terapist olarak yer aldığı doğal ortamlarda gerçekleşir.
🌐Erken müdahalenin hayati rolü mevcuttur.
🌐Denver Modeli'nin yaygın olarak kabul görmesi ve faydalarının takdir edilmesiyle birlikte, model yeni yürümeye başlayan çocuklara ve okul öncesi çocuklara uyarlanmış ve yerini ESDM'ye bırakmıştır.
🌐Randomize kontrol çalışmalarında adaptif davranış, dil ve IQ'da önemli gelişmeler tespit edilmiştir .
🌐Gelişimsel Bireysel Farklılık DIR 1980'lerde Dr. Greenspan tarafından geliştirilmiştir ve odak noktası 'zemin zamanı' ve 'çocuk liderliğindeki' oyundur. DIR ayrıca çocuğun gelişimine de odaklanır.
🌐İlişkileri ve sosyal/duygusal iletişimi, bilişsel ve duygusal gelişimi desteklemek için bir dizi stratejiden oluşur
🌐Eksiklikleri belirlemek yerine, çocuğu gelişimsel seviyelerinde karşılamaya odaklanır (örneğin, paylaşılan dikkat ve öz düzenleme, katılım ve ilişki kurma, ileri geri etkileşimler ve iletişimler, oyun ve sembolik düşünme açısından).
🌐Aynı zamanda Motor planlama ve sıralama, duyusal işleme (görsel, işitsel, algısal) ve modülasyon üzerinde değerlendirme ve çalışma yaparak bireyin farklı duyusal ve motor profillerini kabul eder.
🌐Son olarak, duygusal, sosyal ve bilişsel yetenekleri geliştirmek için bu tür becerileri destekleyen ilişkiler ve ortamlar kurarak çocukların güçlü yönlerinden yararlanır.
🌐Giderek artan kanıtlar bu yaklaşımı destekliyor gibi görünmektedir.
🌐İlişki Gelişimsel Müdahalesi RDI, çocuğu sosyal becerileri öğrenmeye ve sosyal ilişkileri sürdürmeye motive etmek için etkileşimli davranışı ve sosyal ilişkilere olumlu katılımı kolaylaştıran etkinliklere odaklanır.
🌐Program, otistik çocukların esnek düşünceden yoksun olduğu varsayımına dayanmaktadır ve bu nedenle değişikliklerle ve yeni bilgilerle başa çıkabilmeleri için dinamik zeka geliştirmelerine yardımcı olmaktadır.
🌐RDI'nin altı hedefi vardır: duygusal referans, sosyal koordinasyon, bildirimsel dil, esnek düşünme, ilişkisel bilgi işleme, öngörü ve geri görüş.
🌐Bu yaklaşımın değerlendirmeleri, otistik semptomlarda azalma ve ana akım yerleştirmede artış göstererek umut verici görünmektedir.
🌐“Beceri temelli gelişimsel eğitim” etiketi altında başka gelişimsel yaklaşımlar da mevcuttur.
🌐Bunlar arasında PECS (Picture Exchange Communication System) ve PBS (Positive Behavior Support) bulunmaktadır.
🌐PECS, sözel olmayan çocuklarda kullanılır, çünkü resimlerle flaş kartların değiştirilmesine dayanan (konuşmanın yerini alan veya bütünleştiren) bir artırıcı iletişim sistemidir.
🌐ABA'nın ipucu, pekiştirme, başarı/ hata düzeltme ve ödüllendirme ilkelerine dayanır.
🌐Bu yaklaşımı destekleyen kanıtlar birikmektedir (80), ancak daha fazla kanıta ihtiyaç vardır.
🌐PBS (Positive Behaviour Support) , ABA, normalleştirme/içerme hareketleri ve kişi merkezli değerleri içeren kapsamlı bir müdahaledir.
🌐Temel amaç, çocukların daha özerk ve aile üyelerine ve terapistlere daha az bağımlı olmalarına yardımcı olmaktır.
🌐Bu yaklaşımın ayırt edici özelliklerinden biri, değişikliklerin tek başına bireyde değil, bireyin içinde bulunduğu sosyal sistemde ve çevrede meydana gelmesi gerektiği düşüncesidir.
🌐Tedaviye yönelik bu daha 'insancıl' yaklaşım, öncül tetikleyicileri manipüle etmeye odaklanmaya çalışır
🌐Bu tür bir davranışın olumsuz etkilerini göstermek yerine uyumsuz davranışa yönlendirir.
🌐İki PBS tekniği geliştirilmiştir: bunlardan biri öncül temelli teknikler olarak adlandırılır (84) ve aktivite kalıpları oluşturmak ve seçenek sunmak için görsel programların kullanılmasını içerir (84), diğeri ise problem davranışı anlamaya ve yaşam tarzını iyileştirmek için eğitim stratejileri ve pekiştireçler geliştirmeye odaklanır.
🌐Üzerinde yeterince çalışma yapılmamış çeşitli yaklaşımlar da mevcuttur.
🌐Bunlar arasında duyusal entegrasyon terapisi, işitsel entegrasyon, müzik terapisi ve hayvan temelli terapi yer almaktadır.
🌐Duyusal entegrasyon terapisi, otistik bireylerde farklı olduğu bilinen duyusal bilginin nörofizyolojik olarak işlenmesine odaklanır.
🌐Amaç bir beceri öğretmek veya davranışı düzeltmek değil, çocuğun çevreyle uyumlu bir şekilde etkileşime girmesini sağlamak ve böylece altta yatan duyusal-motor işlev bozukluklarını düzeltmek için bir başa çıkma mekanizması geliştirmektir
🌐Tedavi, ortamlarda tüm vücut hareketlerinin katılımını içerir dokunsal, proprioseptif, yerçekimi, işitsel, görsel ve vestibüler stimülasyon sunmak üzere tasarlanmıştır.
🌐İşitsel entegrasyon terapisi AIT, genellikle işitsel sorunlarla ilişkili duyusal anormalliklere ve dil bozukluklarına dayanır.
🌐Tedavi, çocukların filtrelenmiş ve modüle edilmiş müziğe maruz bırakılmasını içerir (ses seviyesi açısından ve perde).
🌐Modüle edilmiş seslere sürekli maruz kalmanın merkezi işitsel işleme sistemini işlevsel olarak değiştirebileceği ve böylece dili ve davranışı etkileyebileceği varsayımına dayanmaktadır.
🌐Hayvan temelli terapi, ilgi uyandıran bir başka müdahaledir.
🌐Köpekler, atlar ve yunusları içeren çeşitli hayvan temelli müdahale türleri vardır. Örneğin, Yunus terapisi, esaret altındaki yunuslarla etkileşimden oluşur .
🌐Bu hayvanların insanların birbirleriyle daha iyi iletişim kurmalarına yardımcı olabileceğine inanılmaktadır.
🌐Ata binme terapisi, kaba motor, sosyal, bilişsel dahil olmak üzere çoklu işlev alanlarını içerdiği fikrine dayanan bir başka hayvan temelli müdahaledir.
🌐Ayrıca, binicilik sırasındaki hareketlerin çocukların kendi kendilerini düzenlemelerine yardımcı olduğuna ve dikkat dağınıklığı, dikkat ve sosyal motivasyonda iyileşmeler gösterdiğine inanılmaktadır.
🌐Ata binme aynı zamanda egzersiz müdahalesi olarak da adlandırılır (koşu, dövüş sanatları, yüzme veya yoga/dans ile birlikte), bu da stereotipik davranış, sosyal-duygusal işlevsellik, biliş ve dikkat dahil olmak üzere çok sayıda davranışsal sonuçta iyileşme ile sonuçlanabilir.
🌐Müzik terapisi OSB'nin Tanı ve Tedavisi 25 müzikal doğaçlama ve diğer müzik sanatçılarıyla koordinasyondaki belirli süreçlerin otistik bireylerin sosyal etkileşim ve iletişim becerileri gelişimine yardımcı olabileceği varsayımına dayanmaktadır.
🌐Müzik terapisi, ilgili bireylerin duygusal ve motivasyonel tepkilerine yardımcı olabilir, ancak kesin sonuçlar hala eksiktir.
🌐OSB'li bireyler için en sık reçete edilen ilaçlar Abilify (aripiprazol) ve Risperdal'dır (risperidon).
🌐FDA bu ilaçları OSB'li bireylerde kullanım için onaylamış olsa da, bu ilaçlar OSB'yi tedavi etmek için özel olarak geliştirilmemiştir.
🌐Örneğin, aripiprazol bir atipik antipsikotiktir.
🌐Ek olarak, Gastrointestinal sorunlar (reflü, kronik kabızlık ve ishal) gibi komorbiditeler OSB'li çocukların %46-85'inde görülür.
🌐Uyku sorunları, depresyon, duygusal tepkiler ve davranışlar, sinüzit, baş ağrıları, ruh hali değişimleri ve bipolar bozukluklar gözlenen diğer komorbiditelerdir.
🌐Melatonin, uyku başlangıcını iyileştirerek uyku bozukluğu ve uykusuzluğu etkili bir şekilde tedavi edebilir.
🌐Pediatrik insomnia ayrıca antihistaminikler, alfa-2-agonistler, benzodiazepinler ve kloral hidrat kullanılarak da tedavi edilmektedir.
🌐Nöbetler OSB vakalarının %11-39'unda görülür.
🌐Buna ek olarak, OSB'li kişilerde bipolar bozukluklar ve nöbetler ve ruh hali değişimlerini tedavi etmek için valproik asit kullanılmıştır.
🌐Nöbetler için bir başka ilaç da dimetilglisindir.
🌐Ağır zararlı metalleri bağlamak ve ortadan kaldırmak için 2,3-dimerkaptosüksinik asit (DMSA) veya 2,3-dimerkaptopropan-1-sülfonat (DMPS) ile şelasyon tedavisi , immün yanıtı düzenlemek için intravenöz immünoglobulinler ve inflamasyonu azaltmak için hiperbarik oksijen tedavisinin etkileri oksijen seviyelerinin artırılması ile ilgili sonuçlar belirsizdir.
🌐Gastrointestinal tedavi, gluten ve kazeinden türetilen peptitlerin hastalığın kökeninde rol oynayabileceği göz önünde bulundurularak glutensiz/kazeinsiz bir diyet uygulamayı amaçlayan bir diyet programıdır.
🌐Bu müdahaleden sonra otizm bulgularinda önemli bir faydalı sonuç bildirilmemiştir.
🌐Diyet müdahaleleri, normal nörogelişim ve beyin fonksiyonu için çok önemli olan metal homeostazını yeniden sağlamak için vitamin ve minerallerin verilmesini de içerir.
🌐B6, C vitaminleri, magnezyum ve Omega-3 yağ asitleri OSB'li çocukların davranışlarındaki iyileşmelerle bağlantılı olabilir.
🌐Şu anda birkaç deneysel tedavi geliştirilmektedir.
🌐Örneğin, OSB tedavisinde ampakinlerin kullanımı şu anda araştırılmaktadır.
🌐Ampakinler, sinaptik AMPA tipi glutamat reseptörlerinin pozitif modülatörleri olarak hareket eder.
🌐Klinik öncesi çalışmalar, CX1837 ve CX1739 ampakinlerinin OSB hayvan modellerinde öğrenme, hafıza ve sosyal davranışları iyileştirebildiğini göstermiştir.
🌐İnsülin benzeri büyüme faktörü 1 (IGF-1) OSB'de değişmiştir.
🌐Diğer birçok fizyolojik işlevin yanı sıra, IGF-1 sitokin seviyelerini ve sinaps işlevini modüle ederek enflamasyonu azaltır.
🌐IGF-1'in Rett sendromu ve OSB'de faydalı etkileri olduğu gösterilmiştir.
🌐Benzer şekilde, intranazal insülin, otistik davranışların sıklıkla görüldüğü bir bozukluk olan Phelan McDermid Sendromlu (22q13.3 delesyon sendromu) çocuklarda umut verici etkiler göstermiştir.
🌐Şu anda Rett sendromu için faz 3'te ve Frajil X sendromu için faz 2'de olan Trofinetid (NNZ-2566), beyindeki IGF-1 metabolizmasından kaynaklanan bir protein parçası olan glikpromatın modifiye edilmiş bir şeklidir.
🌐AMO-01, zihinsel engelliliğin çoklu nakavt fare modellerinde nöronal fenotipi kurtardığı gösterilen bir başka RAS MAPK modülatörüdür.
🌐Bu ilaç şu anda Faz 2 klinik çalışmalarında yer almaktadır.
🌐Bu nedenle, IGF-1 sinyalini hedeflemek, OSB'nin gelecekteki tedavisi için umut verici bir strateji gibi görünmektedir.
🌐OSB, farklı genetik ve çevresel faktörlerden kaynaklanabilen ve yaşam boyu süren bir durumdur.
🌐OSB fenotipleri kişiden kişiye önemli farklılıklar göstermekte, bu da tanı ve tedavi stratejilerini zorlaştırmaktadır.
🌐OSB tanısında önemli sonuçlar elde edilmiş olmasına rağmen, şu anda tutarlı bir OSB biyobelirteci bulunmamaktadır.
🌐Yıllar geçtikçe tanı araçları artmıştır.
🌐OSB'li çocukların erken teşhisi, iletişim, sosyal ve yaşam becerilerini geliştirmek ve uyumsuz davranışları ve komorbiditeleri azaltmak için uygun bir tedavinin seçilmesine olanak tanır.
🌐Önemli ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen, OSB'li bireyleri tedavi etmek için terapötik seçenekler sınırlı kalmaya devam etmektedir.
1. Lord C, Charman T, Cusack J, Guillaume D, Frazier T, JH JE, Jones RM, Pickles A, Lounds TJ, Jeremy VV. Autism spectrum disorder (Primer). Nat Rev Dis Primers. 2020;6(1). https://doi.org/10.1038/ s41572-019-0138-4
2. Wing L. Asperger’s syndrome: a clinical account. Psychol Med. 1981;11(1):115–29. https://doi. org/10.1017/S0033291700053332
3. Harris JC. Developmental Neuropsychiatry: Volume II: Assessment, Diagnosis, and Treatment of Developmental Disorders.
4. Baron-Cohen SI, Leslie AM, Frith U. Do children with autism have a “theory of mind”?. Cognition. 1985;21:37–46. https://doi.org/10.1016/0010-0277(85)90022-8
5. King BH, Navot N, Bernier R, Webb SJ. Update on diagnostic classification in autism. Curr Opin Psychiatry. 2014;27(2):105. https://doi.org/10.1097/YCO.0000000000000040
6. Shen L, Liu X, Zhang H, Lin J, Feng C, Iqbal J. Biomarkers in autism spectrum disorders: current progress. Clin Chim Acta. 2020;502:41–54. https://doi.org/10.1016/j.cca.2019.12.009
7. American Psychiatric Association. Diagnostic and statistical manual of mental disorders (DSM-5®). American Psychiatric Pub. 2013. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596
8. Baxter AJ, Brugha TS, Erskine HE, Scheurer RW, Vos T, Scott JG. The epidemiology and global burden of autism spectrum disorders. Psychol Med. 2015;45(3):601. https://doi.org/10.1017/ S003329171400172X
9. Shaw KA, Maenner MJ, Baio J. Early identification of autism spectrum disorder among children aged 4 years-Early Autism and Developmental Disabilities Monitoring Network, six sites, United States, 2016. MMWR Surveillance Summaries. 2020;69(3):1. https://doi.org/10.15585/mmwr.ss6903a1
10. Loomes R, Hull L, Mandy WP. What is the male-to-female ratio in autism spectrum disorder? A systematic review and meta-analysis. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 2017;56(6):466–74. https:// doi.org/10.1016/j.jaac.2017.03.013
11. Navarro-Pardo E, López-Ramón F, Alonso-Esteban Y, Alcantud-Marín F. Diagnostic Tools for Autism Spectrum Disorders by Gender: Analysis of Current Status and Future Lines. Children. 2021;8(4):262. https://doi.org/10.3390/children8040262
12. Reichow B, Barton EE, Boyd BA, Hume K. Early intensive behavioral intervention (EIBI) for young children with autism spectrum disorders (ASD). Cochrane Database Syst Rev. 2012(10). https://doi. org/10.1002/14651858.CD009260.pub2
13. Yirmiya N, Charman T. The prodrome of autism: early behavioral and biological signs, regression, peri-and post-natal development and genetics. J Child Psychol Psychiatry. 2010;51(4):432–58. https://doi.org/10.1111/j.1469-7610.2010.02214.x
14. Shaw KA, Maenner MJ, Baio J. Early identification of autism spectrum disorder among children aged 4 years-Early Autism and Developmental Disabilities Monitoring Network, six sites, United States, 2016. MMWR Surveill Summ. 2020;69(3):1. https://doi.org/10.15585/mmwr.ss6903a1
15. Green D, Chandler S, Charman T, Simonoff E, Baird G. Brief report: DSM-5 sensory behaviours in children with and without an autism spectrum disorder. J Autism Dev Disord 2016;46(11):3597–606. https://doi.org/10.1007/s10803-016-2881-7
16. Yates K, Le Couteur A. Diagnosing autism/autism spectrum disorders. J Paediatr Child Health. 2016;26(12):513–8. https://doi.org/10.1016/j.paed.2016.08.004
17. Hasselbusch A. “ Contribution” in: Ministries of Health and Education. New Zealand Autism Spectrum Disorder Guideline.
18. McConachie H, Parr JR, Glod M, Hanratty J, Livingstone N, Oono IP, Robalino S, Baird G, Beresford B, Charman T, Garland D. Systematic review of tools to measure outcomes for young children with autism spectrum disorder.
19. Robins DL, Fein D, Barton M. The modified checklist for autism in toddlers, revised with follow-up (M-CHAT-R/F). Pediatrics. 2009;133:37–45. https://doi.org/10.1542/peds.2013-1813
20. Pandey J, Verbalis A, Robins DL, Boorstein H, Klin AM, Babitz T, Chawarska K, Volkmar F, Green J, Barton M, Fein D. Screening for autism in older and younger toddlers with the Modified Checklist for Autism in Toddlers. Autism. 2008;12(5):513–35. https://doi.org/10.1177/1362361308094503
21. Medavarapu S, Marella LL, Sangem A, Kairam R. Where is the evidence? A narrative literature review of the treatment modalities for autism spectrum disorders. Cureus. 2019;11(1). https://doi. org/10.7759/cureus.3901
22. Maglione MA, Gans D, Das L, Timbie J, Kasari C. Nonmedical interventions for children with ASD: Recommended guidelines and further research needs. Pediatrics. 2012;130(Supplement 2):S169–78. https://doi.org/10.1542/peds.2012-0900O
23. Whitehouse AJ, Granich J, Alvares G, Busacca M, Cooper MN, Dass A, Duong T, Harper R, Marshall W, Richdale A, Rodwell T. A randomised controlled trial of an iP ad-based application to complement early behavioural intervention in Autism Spectrum Disorder. J Child Psychol Psychiatry. 2017;58(9):1042–52. https://doi.org/10.1111/jcpp.12752
24. Tachibana Y, Miyazaki C, Ota E, Mori R, Hwang Y, Kobayashi E, Terasaka A, Tang J, Kamio Y. A systematic review and meta-analysis of comprehensive interventions for pre-school children with autism spectrum disorder (ASD). PloS one. 2017;12(12):e0186502. https://doi.org/10.1371/journal. pone.0186502
25. Park HA, Kim JI, Kim Y, Park S, Yang Y, Lee Y, Lee H, Kim SY, Kim BN. Autism spectrum disorder and behavioral intervention: An Updated Review. J Korean Acad Child Adolesc Psychiatry. 2015;26(2):86–93. https://doi.org/10.5765/jkacap.2015.26.2.86
26. Virués-Ortega J. Applied behavior analytic intervention for autism in early childhood: Meta-analysis, meta-regression and dose-response meta-analysis of multiple outcomes. Clin Psychol Rev. 2010;30(4):387–99. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2010.01.008
27. Ackley M, Subramanian JW, Moore JW, Litten S, Lundy MP, Bishop SK. A review of language development protocols for individuals with autism. J Behav Educ. 2019;28(3):362–88. https://doi. org/10.1007/s10864-019-09327-8
28. Koegel LK, Koegel RL, Harrower JK, Carter CM. Pivotal response intervention I: Overview of approach. J Assoc Pers Sev Handicaps. 1999;24(3):174–85. https://doi.org/10.2511/rpsd.24.3.174
29. Myers SM, Johnson CP. Management of children with autism spectrum disorders. Pediatrics. 2007;120(5):1162–82. https://doi.org/10.1542/peds.2007-2362
30. Dawson G, Rogers S, Munson J, Smith M, Winter J, Greenson J, et al. Randomized, controlled trial of an intervention for toddlers with autism:the Early Start Denver Model. Pediatrics. 2010;125:e17-e23. https://doi.org/10.1542/peds.2009-0958
31. Casenhiser DM, Shanker SG, Stieben J. Learning through interaction in children with autism:preliminary data from asocial-communication-based intervention. Autism. 2013;17:220–241. https://doi.org/10.1177/1362361311422052
32. Gutstein SE, Burgess AF, Montfort K. Evaluation of the relationship development intervention program. Autism. 2007;11(5):397–411. https://doi.org/10.1177/1362361307079603
33. Howlin P, Gordon RK, Pasco G, Wade A, Charman T. The effectiveness of Picture Exchange Communication System (PECS) training for teachers of children with autism: a pragmatic, group randomised controlled trial. J Child Psychol Psychiatry. 2007;48(5):473–81. https://doi. org/10.1111/j.1469-7610.2006.01707.x
34. Carr D, Felce J. The effects of PECS teaching to Phase III on the communicative interactions between children with autism and their teachers. J Autism Dev Disord. 2007;37(4):724–37. https://doi. org/10.1007/s10803-006-0203-1
35. Repp AC, Horner RH. Functional analysis of problem behavior:from effective assessment to effective support. Belmont: Wadsworth Publishing Company; 1999.
36. Horner RH, Carr EG. Behavioral support for students with severe disabilities:functional assessment and comprehensive intervention. J Spec Educ. 1997;31:84–104. https://doi. org/10.1177/002246699703100108
37. Case-Smith J, Bryan T. The effects of occupational therapy with sensory integration emphasis on preschool-age children with autism. Am J Occup Ther. 1999;53(5):489–97. https://doi.org/10.5014/ ajot.53.5.489
38. Rimland B, Edelson SM. Brief report: A pilot study of auditory integration training in autism. Journal of autism and developmental disorders. 1995 Feb 1;25(1):61–70. https://doi.org/10.1007/BF02178168
39. Davis TN, Scalzo R, Butler E, Stauffer M, Farah YN, Perez S, Mainor K, Clark C, Miller S, Kobylecky A, Coviello L. Animal assisted interventions for children with autism spectrum disorder: A systematic review. Educ Train Autism Dev Disabili. 2015;1:316–29.
40. Bass MM, Duchowny CA, Llabre MM. The effect of therapeutic horseback riding on social functioning in children with autism. J Autism Dev Disord. 2009;39(9):1261–7. https://doi.org/10.1007/ s10803-009-0734-3
41. Srinivasan SM, Cavagnino DT, Bhat AN. Effects of equine therapy on individuals with autism spectrum disorder: A systematic review. Journal Autism Dev Disord. 2018;5(2):156–75. https://doi. org/10.1007/s40489-018-0130-z
42. Bremer E, Crozier M, Lloyd M. A systematic review of the behavioural outcomes following exercise interventions for children and youth with autism spectrum disorder. Autism. 2016;20(8):899–915. https://doi.org/10.1177/1362361315616002
43. Kim J, Wigram T, Gold C. Emotional, motivational and interpersonal responsiveness of children with autism in improvisational music therapy. Autism. 2009;13(4):389–409. https://doi. org/10.1177/1362361309105660
44. Owen R, Sikich L, Marcus RN, Corey-Lisle P, Manos G, McQuade RD, Carson WH, Findling RL. Aripiprazole in the treatment of irritability in children and adolescents with autistic disorder. Pediatrics. 2009;124(6):1533–40. https://doi.org/10.1542/peds.2008-3782
45. Horvath K, Perman JA. Autism and gastrointestinal symptoms. Curr Gastroenterol Rep. 2002;4(3): 251–8. https://doi.org/10.1007/s11894-002-0071-6
46. Schneider CK, Melmed RD, Barstow LE, Enriquez FJ, Ranger-Moore J, Ostrem JA. Oral human immunoglobulin for children with autism and gastrointestinal dysfunction: a prospective, open-label study. J Autism Dev Disord. 2006;36(8):1053–64. https://doi.org/10.1007/s10803-006-0141-y
47. Ballaban-Gil K, Tuchman R. Epilepsy and epileptiform EEG: association with autism and language disorders. Ment Retard Dev Disabil Res Rev. 2000;6(4):300–8. https://doi. org/10.1002/1098-2779(2000)6:4<300::AID-MRDD9>3.0.CO;2-R
48. Sanchack K, Thomas CA. Autism spectrum disorder: Primary care principles. Am Fam Physician. 2016;94(12):972–9.
49. Tordjman S, Najjar I, Bellissant E, Anderson GM, Barburoth M, Cohen D, Jaafari N, Schischmanoff O, Fagard R, Lagdas E, Kermarrec S. Advances in the research of melatonin in autism spectrum disorders: literature review and new perspectives. Int J Mol Sci. 2013;14(10):20508–42. https://doi. org/10.3390/ijms141020508
50. Paavonen EJ, Nieminen-von Wendt T, Vanhala R, Aronen ET, von Wendt L. Effectiveness of melatonin in the treatment of sleep disturbances in children with Asperger disorder. J Child Adolesc Psychopharmacol. 2003;13(1):83–95. https://doi.org/10.1089/104454603321666225
51. Phillips L, Appleton RE. Systematic review of melatonin treatment in children with neurodevelopmental disabilities and sleep impairment. Dev Med Child Neurol. 2004;46(11):771–5. https://doi. org/10.1111/j.1469-8749.2004.tb00998.x
52. Giannotti F, Cortesi F, Cerquiglini A, Bernabei P. An open-label study of controlled-release melatonin in treatment of sleep disorders in children with autism. J Autism Dev Disord. 2006;36(6):741–52. https://doi.org/10.1007/s10803-006-0116-z
53. Owens JA, Babcock D, Blumer J, Chervin R, Ferber R, Goetting M, Glaze D, Ivanenko A, Mindell J, Rappley M, Rosen C. The use of pharmacotherapy in the treatment of pediatric insomnia in primary care: rational approaches. A consensus meeting summary. J Clin Sleep Med. 2005;1(01):49–59. https://doi.org/10.5664/jcsm.26297
54. Pasquali R, Stener-Victorin E, Yildiz BO, Duleba AJ, Hoeger K, Mason H, Homburg R, Hickey T, Franks S, Tapanainen JS, Balen A. PCOS Forum: research in polycystic ovary syndrome today and tomorrow. Clin Endocrinol. 2011;74(4):424–33. https://doi.org/10.1111/j.1365-2265.2010.03956.x
55. Kern JK, Miller VS, Cauller L, Kendall R, Mehta J, Dodd M. Effectiveness of N, N-dimethylglycine in autism and pervasive developmental disorder. J Child Neurol. 2001;16(3):169–73. https://doi. org/10.1177/088307380101600303
56. Nelson KB, Bauman ML. Thimerosal and autism?. Pediatrics. 2003;111(3):674–9. https://doi. org/10.1542/peds.111.3.674
57. Plioplys AV. Intravenous immunoglobulin treatment of children with autism. J Child Neurol. 1998;13(2):79–82. https://doi.org/10.1177/088307389801300207
58. DelGiudice-Asch G, Simon L, Schmeidler J, Cunningham-Rundles C, Hollander E. Brief report: a pilot open clinical trial of intravenous immunoglobulin in childhood autism. J Autism Dev Disord. 1999;29(2):157–60. https://doi.org/10.1023/A:1023096728131
59. Granpeesheh D, Tarbox J, Dixon DR, Wilke AE, Allen MS, Bradstreet JJ. Randomized trial of hyperbaric oxygen therapy for children with autism. Res Autism Spectr Disord. 2010;4(2):268–75. https:// doi.org/10.1016/j.rasd.2009.09.014
60. Elder JH, Shankar M, Shuster J, Theriaque D, Burns S, Sherrill L. The gluten-free, casein-free diet in autism: results of a preliminary double blind clinical trial. J Autism Dev Disord. 2006;36(3):413–20. https://doi.org/10.1007/s10803-006-0079-0
61. Delorme R, Ey E, Toro R, Leboyer M, Gillberg C, Bourgeron T. Progress toward treatments for synaptic defects in autism. Nat Med. 2013;19(6):685–94. https://doi.org/10.1038/nm.3193
62. Khwaja OS, Ho E, Barnes KV, O’Leary HM, Pereira LM, Finkelstein Y, Nelson CA, Vogel-Farley V, DeGregorio G, Holm IA, Khatwa U. Safety, pharmacokinetics, and preliminary assessment of efficacy of mecasermin (recombinant human IGF-1) for the treatment of Rett syndrome. Proc Natl Acad Sci U S A. 2014;111(12):4596–601. https://doi.org/10.1073/pnas.1311141111
63. Bozdagi O, Tavassoli T, Buxbaum JD. Insulin-like growth factor-1 rescues synaptic and motor deficits in a mouse model of autism and developmental delay. Mol Autism. 2013;4(1):1–4. https://doi. org/10.1186/2040-2392-4-9
64. Kolevzon A, Bush L, Wang AT, Halpern D, Frank Y, Grodberg D, Rapaport R, Tavassoli T, Chaplin W, Soorya L, Buxbaum JD. A pilot controlled trial of insulin-like growth factor-1 in children with Phelan- McDermid syndrome. Mol Autism. 2014;5(1):1–9. https://doi.org/10.1186/2040-2392-5-54
65. Zwanenburg RJ, Bocca G, Ruiter SA, Dillingh JH, Flapper BC, van den Heuvel ER, van Ravenswaaij- Arts CM. Is there an effect of intranasal insulin on development and behaviour in Phelan-McDermid syndrome? A randomized, double-blind, placebo-controlled trial. Eur J Hum Genet. 2016;24(12): 1696–701. https://doi.org/10.1038/ejhg.2016.109
66. Vahdatpour C, Dyer AH, Tropea D. Insulin-like growth factor 1 and related compounds in the treatment of childhood-onset neurodevelopmental disorders. Front Neurosci. 2016;10:450. https://doi. org/10.3389/fnins.2016.00450
67. AMO-01 to Treat Adolescents and Adults With Phelan-McDermid Syndrome (PMS) and Co-morbid Epilepsy, ClinicalTrials.gov. 2021.




