Avrupa Rehabilitasyon Merkezi AREM
- AREM 2005 yılında doktor, özel eğitim uzmanı ve çocuk gelişimi öğretmeninden oluşan bir kurucu kadro ile kurulan sosyal bir proje kuruluşudur.
- Kurum OSB, MR, DEHAB, Disleksi’den oluşan zihinsel engellenmişlere, tanı, eğitsel değerlendirme, özel eğitim, aile danışmanlığı, gelişim danışmanlığı hizmeti vermektedir.
- Ayrıca engellenmiş ailelerinin sosyal sorunlarının çözümü için sosyal proje çalışmaları yürütmektedir.
- Kurum çalışmalarını, üniversiteler, STK’ları ve yerel yönetimlerle birlikte yürütmektedir.
- Kurumda doktor, özel eğitim uzmanı, özel eğitim sınıf öğretmeni, çocuk gelişimi öğretmeni, psikolog, halkla ilişkiler uzmanından oluşan 20 uzman görev almaktadır.
- Gelen her öğrenci doktor, özel eğitim uzmanı ve psikolog tarafından değerlendirilmekte ve sağlık, eğitim, psikososyal ihtiyaçları tespit edilmekte.
- Tespit edilen ihtiyaçlar ailelere bildirilmektedir.
- Yapılan eğitsel değerlendirme sonucunda bireyin hangi terapi konseptlerinden yararlanacağına ve bu eğitimi hangi meslek grubunun vereceğine karar verilmekte ve bu doğrultuda bir eğitim programı hazırlanmaktadır
- Bireyin diğer tıbbi muayene, konsültasyon, sosyal ihtiyaçları için ilgili kuruluşlara sevk edilmektedir.
- Kurumumuzda öğrencilere bireysel ve grup eğitimi verilmektedir.
- Öğrencilerin eğitim giderleri MEB’lığı tarafından karşılanmaktadır.
- MEB’lığı her öğrencinin ayda 8 saat bireysel eğitim ihtiyacı için kendi belirlediği miktarda ücreti karşılamaktadır.
- Daha yoğun eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitim giderleri aileleri tarafından karşılanmaktadır
- Eğitime gelen öğrenciler servisle evlerinden alınmakta yine servisle evlerine bırakılmaktadır.
- Servis ücretleri kurumumuz tarafından karşılanmaktadır.
- MEB bu konuda destek vermemektedir.
- Öğrenciler destek eğitimi almak için bizim gibi MEB ile anlaşma yapmış özel eğitim kurumlarına gitmek zorundadır.
- Anaokullarında yada ilköğretim okullarında destek eğitimi uygulaması bulunmamaktadır.
- Son yıllarda ilköğretim okullarında sınır zeka yada DEHAB nedeniyle öğrenme güçlüğü çeken bireyler için destek eğitim sınıfları oluşturulmasına rağmen işlerlik kazanamamıştır.
AREM Eğitim Modelleri
- Kurumumuz yaşadığımız çevrenin sürekli sağlıklı yaşayacakmış gibi düzenlendiğini ve bu düzenin farklı gelişen bireylere engel teşkil ettiğini düşünmektedir.
- Engellilik bireyde değil çevrededir.
- Bu nedenle engellenmiş terimi tercih edilmektedir.
- Verilen özel eğitim çocuğu bu engelli çevrede yaşamını devam ettirmeyi ve bağımsız yaşam becerileri geliştirmeyi öğretmelidir.
- Birey öncelikle dış dünyanın farkına varmalı ve dış dünyayı algılamalıdır.
- Yapacağı tüm etkinlikleri idrak ederek yapmalıdır.
- Çocuk dış dünyayı oturarak masa başında öğrenemez.
- Yaparak, deneyim yaşayarak ve model alarak öğrenir.
- Herhangi bir nedenle yeterli deneyim yaşayamayan çocuğa bu deneyim yaşatılmalıdır.
- Ayrıca çocuğa pozitif model alacağı bir sosyal ortam sağlanmalıdır.
- Çocuğa eğitim verilirken onun bir çocuk olduğu unutulmamalıdır.
- Çocuk denek değildir ve yöntemlerin doğruluğu istatistiki sonuçlarla belirlenemez.
- Çocuk değerlidir ve tektir.
- Her çocuğun kendine özgü ihtiyaçları vardır.
- Eğitim yaklaşımları birey spesifiktir, standartlaştırılamaz.
- Her bireyin kendi hayatı hakkında karar verme hakkı vardır ve eğitim bunu sağlamalıdır.
- Eğitim terbiye etmek değildir,
- Hayvanlar terbiye edilir, insanlar eğitilir.
- Bu eğitim anlayışına sahip kurumumuz, katı davranışçı yaklaşımları benimsememektedir.
- Klasik koşullanma ile başlayan davranış değiştirme yöntemleri etkili olmakla birlikte insani bulunmamaktadır.
- Çocuk davranışçı yöntemlerle çevreyi memnun eden davranışları öğrenmekte ancak bunu idrak ederek yapmamaktadır.
- Kurumumuz ayrıca engellenmiş çocukların ‘normal’ okullara entegrasyonunu savunmaktadır.
- Çocuğun olumlu davranış kalıplarını öğrenebilmesi için pozitif örnek alacağı akranları ile aynı ortamda eğitilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle okul öncesi ve ilköğretim okullarındaki kaynaştırma uygulamaları desteklenmelidir.
- Engellenmişlere uygulanan her türlü ayırımcılığa karşıdır.
- Engellenmişler yardıma muhtaç bireyler değil, toplumda eşit haklara sahip vatandaşlardır.
- Bu bağlamda kurumumuz engellenmişlerin tüm toplumsal katmanlarda eşit katılımını savunmakta ve bu doğrultuda projeler üretmektedir.
Kurumumuz ayrıca;
- Empowerment: Her bireyin kendi hayatı hakkında karar verme hakkı,
- Demokrasi,
- Entegrasyon: Toplumun farklı bireylere duyduğu ihtiyaç
- Tam ve eşit katılım,
Ulaşılabilirlik (accessibility) ilkelerini savunmaktadır
- Türkiye’de yaklaşık olarak 2000’e yakın özel eğitim merkezinde toplam 265.000 öğrenci destek eğitimi almaktadır.
- Ülkemizde bireysel ve grup destek eğitim hizmetleri bu kurumlar aracılığı ile verilmektedir.
- 2005 yılına kadar özel eğitim ücretleri SSK ve Emekli Sandığı tarafından verilmekteydi ve bir çok çocuk bu eğitimden yararlanamamaktaydı.
- 2005 yılında çıkarılan özürlüler yasası ile engellenmişlere çeşitli sosyal haklar tanındı ve özel eğitim giderleri MEB bütçesinden tüm yurttaşlara verilmeye başlandı (Ancak burada da MEB çeşitli sınırlamalar getirdi).
- Bunun sonucunda özel eğitim kurumların sayısı hızla artmıştır.
- 2005 yılında İstanbul’da 100 özel eğitim kurumu varken bugün bu sayı 500’ü geçmiştir.
- Ancak MEB bu bütçe artışını kısıtlamaya çalışmaktadır.
Bu da bazı engellenmiş gruplarında hak kayıplarına neden olmuştur.
Kurumların Ailelere Erişimi
- Çocuğun gelişim geriliği aileler, anaokulları yada takip eden doktoru tarafından belirlenmektedir.
- Çoğu aile çocuğundaki gelişim geriliğini başlangıçta reddetmekte ancak konuşma, yürümede gecikme ya da davranış problemleri aileleri bir uzmana yönlendirmektedir.
- Ülkemizde anaokulları paralı olduğu için okul öncesi kurumlara devam etme oranı %20’lerdedir.
- Dezavantajlı gruplarda bu oran çok daha düşüktür.
Bu da bazı çocukların tanılanmasını geciktirmektedir
- Eğitime gereksinim duyan aileler genellikle kurumlara kendileri başvurmaktadır.
- Kurum tercihleri yakınlarının tavsiyesi yada çeşitli kuruluşların yönlendirmeleri sonucunda olmaktadır.
- Özel eğitim kurumları ailelere Rehberlik Araştırma Merkezleri, muhtarlıklardaki kayıtlar, STK’ları… aracılığı ile ulaşmaktadır.
- 2005 yılına kadar ailelere ulaşmak zordu ancak SHCEK’in ve yerel yönetimlerin verdiği çeşitli sosyal yardımlar ailelerin buralara müracaat etmesine neden oldu.
- Buralarda çalışan sosyal çalışmacılar da çocukları özel eğitime yönlendirdi.
- Türkiye’de camiler bu tür sosyal gereksinimi olan bireylerin tespiti için pek işlevsel değiller.
- Cem Evleri üyelerinin sosyal sorunlarına daha hakim durumda.
Almanya’da durum farklı olabilir. Camiler ve Cem Evleri bir iletişim aracı olarak kullanılabilir
- Yerel yönetimlerin engellenmiş bireylere sağladıkları sosyal haklar ve maddi destekler kullanılarak ailelere ulaşılabilir.
- Almanya’da yabancılara yer yer uygulanan ayırımcılık da aileler de uzmanlara karşı bir güven sorunu oluşturabilir.
- Bu nedenle uzmanlar çocuktaki öğrenme probleminin bilişsel bir sorundan mı yoksa dil problemi yada psikososyal bir problemden mi kaynaklandığını çok iyi analiz etmelidir.
- Gerektiğinde Türk kökenli uzmanlardan destek istenmelidir.
Bu kapsamda bir işbirliği güven sağlayacaktır
Engellenmişlik
- Kişisel boyut
- Toplumsal sosyal boyut
- Sosyokültürel boyut
- Eğitim sistemi
Kişisel Boyut
- Engellenmişlik bireyde damgalı bir kimliğe yol açar.
- Birey farklılığının yarattığı dezavantajlı durumuyla baş edecek ve onunla yüzleşerek barışacak bir eğitsel, psikolojik ve sosyal çevreye sahip olamadığından sorunla yüzleşme yerine daha çok kaçınma stratejilerini kullanır.
- Ancak bu stratejiler toplumsal ortamda işe yaramadığından birey ve ailesi damgalı kimlikle yaşamak zorunda kalır ve sosyal geri çekilme yaşar ( Yada toplumun değer yargılarıyla çatışır).
- Eğitsel yaklaşımlar bireye sürekli sınırlar çizdiği, bireye seçme hakkı tanınmadığı, karar alma süreçlerine katılmadığı ve hep yetersiz olduğu alanlara odaklanıldığı için engellenmiş birey kendini yetersiz, pasif, edilgen hissetmektedir.
Toplumsal Sosyal Boyut
- Engellenmiş birey ve ailesi sosyal destek eksikliği, sosyal kabul görmeme, uzun süren tedavi ve habilitasyon çalışmalarından kaynaklanan işgücü kaybı gibi nedenlerden dolayı sosyal geri çekilme yaşar.
- Neoliberal tüketim ekonomisinin sonucunda gelişen bireyselcilik ve egoizm kollektivizm ve entegrasyonu engellemekte ve engellenmiş birey ve ailesi toplumda kendine yer bulamamakta.
Sosyokültürel Boyut
- Sosyokültürel açıdan geri kalmış bölgelerde engellenmişliğin algılanışı daha büyük sorun oluşturmaktadır.
- Ülkemizde erkek çocukların askere gitmesi önemli bir olgudur ve askerliği engelleyecek bir tanı küçültücü olarak algılanmaktadır.
- Bu da ailenin çocuğu saklamasına neden olmaktadır.
- Çalıştığımız bölgede özel eğitime katılım açısından kız-erkek çocukları arasında bir fark gözlenmemiştir, ancak doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde sağlıklı kız çocuklarının da okula gitme oranları erkeklere göre daha düşüktür.
- Özellikle zihinsel engellenmiş kız çocuklarının cinsel istismara uğrama şansları yüksektir.
- Bu nedenle geri kalmış bölgelerde kız çocukları sosyal ortamlardan saklanabilmektedir.
Eğitim Sistemi
- Ülkemizdeki yarışmacı eğitim sistemi sınıflardaki öğrenme güçlüğü çeken çocukların sınıfı yavaşlatan olarak algılanmasına neden olmakta ve aileler bu çocukları dışlamaktadır.
- Ayrıca doğru kaynaştırma programları uygulanmadığı için dezavantajlı bireyler sınıfa entegre olamamakta ve kendilerini dışlanmış hissetmektedir.
- Bir çok çocuk bu nedenle okula gitmek istememektedir.
|