Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)
 
 Asperger Sendromu
 
 Rett Sendromu
 
 Mental Retardasyon
 
 Down Sendromu
 
 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite  Bozukluğu (DEHAB)
 
 Özgül Öğrenme Güçlüğü (DİSLEKSİ)
 
 DENVER II Gelişim Tarama Testi
 
 WISC-R Çocuklar İçin Zeka Ölçeği
 
Özel Eğitim Sınıfı




Duyular ile beyin arasında çok yakın bir ilişki vardır. Dış çevreden alınan bilgiler yada uyarılar duyular aracılığı ile beyne ulaşır. Bu bilgiler ham bilgilerdir. Affolter bu ham bilgilere ‘Modalite-Spesifik-İdrak’ adını vermektedir. Sonradan bu bilgiler, beyindeki diğer bilgilerle bağlantılandırılır. Yani her bilgi bilgisayarda olduğu gibi işlem merkezinde (beyin) yerli yerine oturtulur. Bu işlem sürecine de Enter-Modalite İdrak denir (Affolter, 1975 / Piaget, 1978 / Olbrich, 1989). Görme ve idrak etme yada kavrama bu süreçlerden sonra oluşur. En son olarak da Serial – İdrak basamağı gelir. Bu aşamada beyin’e duyular aracılığı ile gelen dış uyarılar alınır ve işlem merkezinde

işleme tabi tutulması yada yerleştirilmesi gereken bölüme yerleştirilir.Bunlar belli bir zaman ve mekana bağlı olarak yapılır.Artık beyine yerleşik olan bu bilgiler ihtiyaç ve gerekli olduğunda çağrılır ve kullanılır. Çocuk çevresini anladığı oranda (bu gelen bilgiler aracılığı ile) beyinde dizayn edilir ve bunları sözel olarak ifade edebilir.
Piaget’ye göre doğumla konuşma arasındaki süreçte duyu organlarının işlevi belirleyici rol oynar. Zira çocukta ilk iki yıl zihinsel gelişim açısından çok önemlidir. Ayres ise duyu organlarındaki tıkanıklığın çocuğun konuşma, gelişme, hareket yetilerini engellediğini savunmaktadır. Bu bağlamda Ayres ‘Duyu Organları Entegrasyonu Terapisi’ adlı bir terapi modeli geliştirmiştir. Ayres, gelişme çağındaki çocuklarda ortaya çıkan gelişme ve öğrenme problemlerini, nörofizyolojik temellere bağlamaktadır. Temel sorunun ‘beyin’in duyu organları aracılığı ile dışarıdan gelen uyarılara anlam kazandıramaması’ olduğunu öne sürmektedir (Ayres, 1984:83). Duyu organlarının uyumu olarak adlandırılan bu modelde bedene yakın ve bedene uzak duyu organlarının reaktive edilmesi anlam kazanmaktadır (Ayres, 1984:52/ Kesper ve Hottinger, 1992:42).
Affolter’in modalite basamaklarından (3 basamak) birinci aşamasında çocuk değişik sesler duyar ve buna tepki gösterir. Zamanla farklı sesleri (yabancı, yakınının sesi) ayırt eder ve yakınlarının sesini tanımaya başlar.
İkinci aşamada çocuk değişik sesleri tanır, objeleri görür ve bunların dokunabilir, kavranabilir, tutulabilir olduğunu öğrenir. Ardından ısrarla bunlara yönelir ve dokunmaya, yakalamaya çalışır.
Üçüncü aşamada, çocuk sesleri öğrenmiş, objeleri görmüş, onlara dokunmuş ve bu eylemleri beynine kaydetmiştir. Kayıtlar art arda sürmektedir. Eylemlerin tekrarı durumunda beyne kaydedilen bu eylemler adlandırılır. Çocuk bu dönemde sesler çıkarır ve konuşmaya başlar (Piaget, 1975 / Dornes 1996:43 / Zimmer, 1995:51).
Duyu organları işlevi ile beyin arasındaki bağlantıya dayanan idrak emek, görmek, algılamak, tepki göstermek sürecinde özet olarak şunlar tekrarlanabilir:
Duyu organları aracılığı ile çevreden değişik uyarıların alınması ve bunların beyin merkezine gönderilmesi, alınan bu duyuları veya uyarıları beynin duyu merkezlerine kaydedip daha önce alınan uyaranlarla karşılaştırılması.
Ardından duyu merkezlerindeki uyaranların tek tek
koordinasyonunun sağlanması.
Daha önce alınan tüm uyaran-bilgilerin sistematikleştirilmesi.
Ardından uyaranlara tepki verilmesi, yani aksiyon-reaksiyon süreci (Tabi tepkilerin bir sistem dahilinde olması ve kontrol edilmesi gerekiyor).
Yapılması gereken, kulağın, esen rüzgarın hızını, farklı tonlardaki sesleri ayırt etmesi ve idrak etmesidir. Aynı şekilde bir meyvenin elle yoklandığı, burunla koklandığı, gözle görüldüğü ve ağızla tadıldığında tadının ve meyvenin idrak edilmesidir. Bu bağlamda vurgulanması gereken diğer bir nokta da“ Çocuğun kaba ve ince motor gelişiminde fizyolojik bir engel var mı? Konuşmak için özgüveni oluştu mu? Korku ve kaygılar yaşıyor mu? ” gibi boyutların bilinmesine ihtiyaç olduğudur.
Görüldüğü gibi bir eylemde duyuların topyekün aktivitesi söz konusudur. Konuşma ve öğrenme bu duyuların görevlerini tam olarak yapılmasına bağlıdır.