Duyu Entegrasyonu Nedir?
Duyu Entegrasyonu bir çocuğun çevresinden ve
kendi vücudundan gelen duyusal bilgileri hissetmesi, algılaması
ve organize etmesidir. Gerçekte duyu entegrasyonu tüm duyusal
girdileri ayırt eder, düzenler ve sonunda ilgili beyin fonksiyonuna
yerleştirir. Fonksiyonlar tüm ve dengeli olduğunda vücut hareketleri
yüksek oranda uyumludur, öğrenme kolaydır ve uyumlu davranışlar
bunun doğal sonucudur. Duyusal entegrasyon bir çocuğun gelişimini,
öğrenmesini ve kendi hakkındaki hislerini yansıtır. Duyusal
entegrasyon ile sosyal ve emosyonel (duygusal) gelişim arasındaki
bağlantı küçümsenemez.
Piaget’e göre doğumla konuşma arasındaki süreçte
duyu organlarının işlevi belirleyici rol oynar. Zira çocukta
ilk iki yıl zihinsel gelişim açısından çok önemlidir. Ayres
ise duyu organlarındaki tıkanıklığın çocuğun konuşma, gelişme,
ve hareket yetilerini engellediğini savunmaktadır (Kaya F,
2003).
Ayres’e göre duyusal entegrasyon duyuların
onları kullanmak için organizasyonudur. Duyularımız bize kendi
vücudumuz ve kendi etrafımızdaki çevremiz hakkında bilgiler
verir. Duyular ırmakların derelere aktığı gibi beyne doğru
akarlar. Her saniyede beynimize sayamayacağımız kadar çok
duyusal uyaranlar girer ve beyin bu uyaranların yerlerini
belirler, düzenler ve duyulara bir trafik polisi gibi ne yapmaları
gerektiğini söyler. Duyularımız iyi organize edilmiş veya
entegre edilmiş bir şekilde beyne giderse, beyin bu duyuları
algılama, davranışlar ve öğrenme için kullanır. Tersi olarak
duyular organize olmayan bir şekilde akarsa hayat iş çıkışlarındaki
trafik sıkışıklığına benzer.
Sonuç olarak duyu entegrasyonu tüm bunların
hep birlikte yerleştirilmesidir ve bizim kim olduğumuzu ve
etrafımızda neler olduğunu anlamamıza yardım eder. Eğer duyusal
entegrasyon bozukluklarını anlayabilirsek çocuklarımızla daha
pozitif ve daha efektif iletişim kurabiliriz ve ihtiyaçlarını
daha iyi karşılayabiliriz. En önemlisi onların yaşam kalitelerini
arttırabiliriz.
Dr. Ayres’in ilk tanımladığı şeylerden biri
bazı çocukların sinir sisteminin diğer çocuklar gibi stabil
olmaması onları duygusal olarak kırılgan hale getirmektedir
ve yüksek sesler, karışıklık, ihtiyaçlar, rutinlerinin bozulması
veya hastalıklar onların duygusal olarak kontrollerini kaybetmelerine
neden olabilir. Bu çocukların yakınlarının bu durumların oluşacağını
hissetmeleri ve bunlarla baş etmeleri için yardım etmeleri
gerekmektedir.
Duyusal entegrasyon hakkında geçerli teorik
ve pratik uygulamalarının belirttiği bir çok önemli prensipten
en önemlileri şunlardır:
• Merkezi Sinir Sistemi (MSS)’nin bir dereceye
kadar plastisite yeteneği vardır. Diğer bir deyişle beynin
belli bölgeleri diğer bir bölgenin fonksiyonunu yürütebilir
veya o bölgeyi kompanse edebilir. Örneğin yürüme dönemindeki
bir çocuk kafa travması geçirip konuşma yeteneğini kaybettiğinde
beynin plastisitesi devreye girebilir ve bir süre sonra dil
gelişimini sağlayabilir.
• Duyu entegrasyonu genellikle belli bir sıra
ve hiyerarşi ile gelişir (yürümeden önce emeklemelisiniz,
koşmadan önce yürümelisiniz..). Örneğin kendi parmaklarınızla
yemek yemeden önce el ve ağız fakındalığı ve nesneleri tutma
fonksiyonunu kazanmalısınız.
• İnsanların duyularını entegre etme kabiliyetlerinin
organizasyonu kendiliğinden gerçekleşir. Örneğin çocuklar
baş parmaklarını emer veya kendilerini rahatlatmak için saçlarını
çevirir ve ayırır.
• Duyusal girdiler adaptif davranışları etkiler.
Bu davranışlar sıra ile görülebilir ve duyu temelli davranışlardır.
Örneğin bir çocuk sallanmayı öğrenir, daha sonra bacaklarını
daha güçlü sallamayı öğrenir ve değişik derecelerde duyusal
girdi veya sallanma hareketleri deneyimi kazanır.
Duyusal İşleme
Duyular bizim çevremiz hakkında bilgi alabilmemizin ve daha
sonra bu bilgileri çevremizde ve içimizde neler olduğunu algılamamız
için işlememizin yoludur. Duyusal işlemeyi iyi anlayabilmek
için farklı komponentlere ayırmak yararlı olur;
Duyuların kaydedilmesi, Duyuların modülasyonu
(ayarlanması), duyusal cevap.
Duyuların kaydedilmesinde zorluklar; dokunma
veya harekete karşı yetersiz reaksiyon, letarjik gibi görünüm,
duyusal girdilere karşı bölünmüş cevap şeklinde görülebilir.
Veya tam tersi aşırı reaksiyon şeklinde görülebilir.
Duyuların modülasyonunda zorluklar; Rutinlerinin
değişikliğinde başlayabilir, yüksek düzeyde çekilme zorlukları
(distractibility), deneyimle bağlantı kurma zorluğu, sosyal
geri çekilme veya tamamen kapanma şeklinde görülebilir.
Duyusal cevap veya entegrasyon zorluğu; motor
planlama problemleri,düşük kalitede motor cevap (özellikle
kontrollü motor cevap veya koruyucu cevap), zayıf bedensel
farkındalık, bedenin iki yarısını koordine edememe şeklinde
görülür.
Bazı yazarlar duyusal işleme bozukluklarını
duyusal savunmasızlık olarak adlandırmaktadır. Çocuklar duyusal
savunmasızlığı dokunmaya karşı güçlü direnç, taktil savunma,
emosyonel labilite veya frajilite, garip yeme alışkanlıkları,
yeme bozuklukları şeklinde görülebilir.
Diğer bir teori de duyusal işleme farklı komponentlere
ayrılmıştır. Bunlar;
• Duyusal girdilerin kayıt edilmesi
• Duyusal girdilerin oryantasyonu (uyumu)
• Duyusal girdilerin yorumlanması
• Duyusal girdilere karşı verilecek cevabın organizasyonu
• Cevabın oluşması
Burada önemli diğer bir nokta da uyaranın modalite
(uyaranı ileten kanallar), uyaranın yoğunluğu (ne kadar güçlü
olduğu) ve uyaranın süresi de duyusal işlemeyi etkiler.
Duyu Sistemleri
• Dokunma (taktil)
• Koku alma (olfaktor)
• Tat alma (gustatorik)
• İşitme (Auditorik)
• Görme (Visüel)
• Denge
• Gücünü kullanma
• Derinlik
Taktil Sistem
Dokunma duyumuzdur. Bu sistem sıcak/soğuk,
keskin/küt, düz/pürüzlü duyularını hissetmemizi sağlar. Taktil
sistem objeleri dokunmayla bulmamıza (tanımamıza) yarar.
Bu sistem aynı zamanda hafif dokunuş, ağrı, dokunma ve basınçla
ilgili bilgiler verir.
Vestibuler Sistem
Vestibuler sistem gözlerin, başın ve bedenin
uzaydaki hareketlerini ve vücut hareketlerini koordine eder.
Vestibuler sistem bize denge, salıncakta sallanma, vücudumuzun
iki yanını koordine etme, sendelediğimiz zaman kendimizi kontrol
etmeye yarar.
Proprioceptive Sistem
Proprioceptive sistem kaslar, eklemlerden bilinç
dışı bilgiler verir ve vücut pozisyonunun farkında olmamızı
sağlar. Eklemler ve kaslardan gelen feedback düşmeden ayakta
durmamızı, bir kalemi kullanmamızı ve ya bir basketbol sıçrayışı
yapmamızı sağlar.
Duyusal Fonksiyon Bozukluğu Nedir?
Duyusal entegrasyon bozuklukları kendini öğrenme,
dikkat, koordinasyon, aktivite düzeyi, gelişimsel bozukluklar,
özgüven kaybı, davranış bozuklukları ile gösterir. Aşağıdaki
belirtiler bir çocuğun muhtemel duyusal entegrasyon bozukluğu
olduğunu gösterebilir:
• Dokunma, hareket, ışık veya sese karşı aşırı
duyarlılık(hipersensitivite),
• Dokunma, hareket, ışık veya sese karşı duyarsızlık (hiposensitivite),
• Aşırı yüksek veya aşırı düşük aktivite düzeyi,
• Koordinasyon bozuklukları,
• Konuşma ve dil gelişim geriliği,
• Akademik başarıda zorluklar,
• Zayıf özgüven,
• İdari fonksiyonlarda zorluklar,
• İlginç davranışlar,
• Kronik ağlama,
• Hiç ağlamama,
• Aşırı uyuma
• Çok kısa periyotlarla uyuma
• Sarılmayı sevmeme,
• İşitme hassasiyeti,
• Seslere tepki vermeme….
|