| MOTOPEDİK TERAPİ
Oyun ve hareket ağırlıklı bir çevre ilişkisine
dayalı bu yöntem, eğitbilimde hem normal, hem de engelli çocuklar
için öngörülen en son aşama olarak kabul edilmektedir. Bu
yöntem hareket, zihinsel gelişim, çevre üçgeni üzerine inşa
edilir. Çocuğun kendi bedenini, yeteneklerini duyu organlarını
tanıması, kendi kendini ölçüp tartabilmesi ve özgüven kazanmasında
belirleyici rol oynar (Kaya F, 2003).
Burada motopedi, motopedagoji, motoloji, mototerapi gibi sözcükler
anlam kazanır ve öne çıkar.
Motopedagoji : Eğitbilimin bütünsellik konsepti olarak
tanımlanabilir. Bu bütünsellik idrak etmek, yaşam süreçlerine
katılmak ve hareket etmek şeklinde üç temel olguya dayanır
(Schilling, 1981: 187).
Mototerapi : Psikomotor alandaki yetersizliklerin hareket
yoluyla tedavi edilmesidir (Schilling, 1986: 738).
Çocuk motopedik yöntem uygulamalarında birden fazla deneyim
kazanır.
-Bedensel deneyim / Özdeneyim
-Materyal deneyim
-Sosyal deneyim kazanır (Zimmer, 1999:23).
Motopedik alan aynı zamanda öğrenme alanlarının belirlenmesinde
de önemli işleve sahiptir.
1- İdrak-algılama alanı
2- Hareket alanı
3- Duyusal sosyal alan (Kiphard, 1981: 73)
Aslında motopedik yöntemin asıl amacı duyu organlarının işlevselliğinin
artırılması ya da geliştirilmesidir. Piaget çocuğun zihinsel
gelişim öğrenim sürecinde duyular ve motor gelişimin çok önemli
yeri olduğunu savlarken iki temel ilkeden söz etmektedir.
Bunlar Assimilasyon ve Akkomodasyon ilkeleridir.
Assimilasyon: Çocuğun yaşantılarını, deneyimlerini, kendi
davranış ve düşünce yapısı içinde düzenlemesi, dikkatini tanıdığı
ve güvendiği objeler üzerinde yoğunlaştırmasıdır. Yani dış
dünyanın içe alımıdır.
Akkomodasyon: Çocuğun çevrenin sunduklarına tepki verme alışkanlığını
kazanmasıdır. Yani çevre uyumudur.
DUYU ORGANLARI
Dokunma-temas duyu organı (Taktil modalite)
İşitme duyu organı (Auditif modalite)
Görme duyu organı (Visuel modalite)
Tat alma duyu organı (Gustatorik modalite)
Denge sağlama duyu organı (Vestibuler modalite)
Koku alma duyu organı (Olfaktorik modalite)
Derinlik-güç kullanma duyu organı (Proprioseptif modalite)
Dokunma duyusu: Gündelik yaşamda
en çok kullanılan duyu organlarının başında gelir.Çocuk anne
rahmindeyken ilk gelişen duyu organıdır.
Denge sağlama duyusu: Otururken, kalkarken,
yürürken, bisiklet sürerken, çzgi üzerinde yürürken bu denge
organının yardımına ihtiyaç duyulur.
Derinlik algılaması yada gücünü kullanma
duyusu: Bu duyu organı kaslarla ilgilidir. Kuvvetini,
gücünü kullanmayı sağlar. Bazen bir çocuk 1 kg’lık bir yükü
bile taşıyamaz, derin bir yerden yukarı çıkamaz, merdivenleri
tam olarak çıkamaz, elleri, dizleri sanki takma gibidir (Kaya
F, 2003).
Aslında duyu organlarını ikiye ayırmak gerekir.Bunlardan işitme
ve görme duyuları bedenden uzak duyulardır. Diğer duyuların
hepsi bedene yapışık duyulardır. Duyularla ilgili son araştırmalarda
klasik tanımlamaların dışına çıkılıyor ve yeni duyulardan
söz ediliyor. Bazı araştırmacılar 13 duyudan söz ediyor, hatta
duyu sayısının 15 olduğunu belirten araştırmacılar da mevcut.
Örneğin klasik anlamda görme, işitme, koku alma, tat alma
duyularının yanı sıra ısı duyusu, ağrı duyusu, duruş duyusu,
gerilme duyusu, pozisyon duyusu, dönme duyusu, organ hissetme
duyusu, konuşma ve sözcük duyusu, düşünce duyusu ve ben duyusu
eklenmiştir (Kaya F, 2003).
Duyular ile beyin arasında çok yakın bir ilişki vardır. Dış
çevreden alınan bilgiler yada uyarılar duyular aracılığı ile
beyne ulaşır. Bu bilgiler ham bilgilerdir. Affolter bu ham
bilgilere Modalite-Spesifik-İdrak adını veriyor. Sonradan
bu bilgiler, beyindeki diğer bilgilerle bağlantılandırılır.
Yani her bilgi bilgisayarda olduğu gibi işlem merkezinde (beyin)
yerli yerine oturtulur. Bu işlem sürecine de Enter-Modalite-İdrak
deniyor. Görme ve idrak etme ya da kavrama bu süreçlerden
sonra oluşur. (Affolter, 1975/ Piaget, 1978/ Olbrich, 1989).
En son olarak da Serial-İdrak basamağı gelir. Bu aşamada beyine
duyular aracılığı ile gelen dış uyarılar alınır ve beyinde
yerleştirilmesi gereken bölüme yerleştirilir. Beyinde yerleşik
durumda bulunan bu bilgiler gerek duyulduğunda çağrılır ve
kullanılır. Bu işlemin alıcı kanalında ya da verici kanalında
bir tıkanıklık varsa o zaman sorunlar ortaya çıkar (Kaya F,
2003).
|